Nitelikli Bilişim Uzmanı Yetiştirme Programı


Bilişim Eğitim Merkezi ve Çalışma Bakanlığının ortaklaşa düzenlediği Nitelikli Bilişim Uzmanı Yetiştirme (NBUY) projesinin yüksek istihdam başarısının ardından yeni dönem için kursiyer kayıtlarına başlıyoruz.

Mezunlarımızın %60’ı Türkiye’nin önde gelen firmalarında istihdam edildi ve edilmeye devam ediyor.

Kursiyerlerimiz NBUY programında Microsoft .NET Core, C#, SQL, Entity Framework Core, HTML 5, CSS 3, Bootstrap, ASP.NET MVC 6, jQuery, AngularJS, Ajax, Web API, Design Patterns, Azure ve Xamarin’i içeren yazılım konularında ücretsiz eğitim alacaklar ve projeler geliştireceklerdir.

Hafta içi 5 gün tüm gün şeklinde toplam 800 saat (yaklaşık 6 ay) boyunca eğitim alan kursiyerlerin banka hesaplarına İş-Kur tarafından her ayın sonunda günlük 20 TL harcırah (aylık 440 TL) bedeli yatırılacaktır.

Türkiye’nin Bilişim Ülkesi olması ve işsiz mezunlarımızın nitelikli uzmanlar olarak istihdam edilebilmesi için yakın çevrenizde aşağıdaki şartlara uygun kişilerin yeni dönemde Kariyer Koç’ları olacak olan benimle mail yoluyla iletişime geçmesini sağlamanızı rica ederim.

Mülakata katılım için gerekli ön şartlar:

  • Üniversitelerin sayısal bölümlerinden mezun olmak
  • Her hangi bir yerde çalışmıyor olmak.
  • 20-28 yaş aralığında olmak
  • Bilişim alanında çalışmaya istekli olmak

Program sınırlı sayıda kontenjan içermektedir ve ön şartları sağlayan adaylar ile mülakat organizasyonu yapılacaktır. Mülakatların ardından uygun adaylar ön eğitime alınacak ve bu eğitimde başarılı olan adaylar programa kabul edilecektir.

İletişim adresim: mdemirci@outlook.com

Lütfen mailinizde güncel özgeçmişinizi paylaşınız.

Murat Demirci Kimdir?

17 yıllık iş deneyimiyle turkishairlines.com başta olmak üzere Türkiye’nin önde gelen web projelerini yönetmiş ve geliştirmiş, öğrenciler, elemanlar yetiştiren “kariyer koçu”dur. Öğrencilerin yetiştirilmesi, iş bulma süreçlerinde ve iş hayatında destek olunması konusunda çalışmaktadır.

Adaptive Tasarım Responsive’den Daha Mı İyi?


Eğer son 5 yıldır Web tasarım tartışmalarını uzaktan dinliyorsanız, responsive Web tasarım ifadesini duymuşsunuzdur. Artık, her bir sitenizi muhtemelen responsive çatıyla tasarlıyorsunuzdur.

Fakat bazı konuşmalar adaptive Web tasarımına kayıyor. Tartışmalar bir süredir devam ediyor fakat Google ve Apple bunu arkadan ön plana getirmeye gerçekten yardımcı oldu. Adaptive fikri modern kullanıcı için tasarım yaparken hakkında gerçekten düşünmemiz gereken bir şey mi?

Adaptive UI Nedir?

Tartışma öncelikle adaptive web tasarımı (veya AWD) üzerinde başladı. Responsive tasarım gibi, adaptive de bir dizi farklı cihazlar üzerinde daha iyi kullanıcı deneyimi oluşturmaya çalışma üzerine temellenmiştir.

Responsive tasarımda sıklıkla bir adet tasarımımız olur ve bu tasarım cihazdan cihaza büyük varyasyonlar gösterir (tüm evrensel görüntü ve hisi koruyarak). Adaptive tasarım biraz farklıdır. Adaptive tasarımda “sihir” cihaz ve cihaza-özel özellikler algılanır ve web sitesi bu bilgiye göre kullanıcıya sunulur. Sonuç kullanıcının cihazı için özel yapılmış bir web sitesidir, fakat bazen sonuç responsive tasarıma göre cihazlar-arası daha az tutarlı bir deneyimdir.

Adaptive UI daima gerçekte gördüğünüz bir şey değildir. Etkileşim Tasarımında En İyi Uygulamalar adlı ücretsiz e-kitapta dediğimiz gibi, en iyi arayüzler kullanıcıların tasarımcının elini hissetmedikleridir.

Responsive ve adaptive tasarım arasındaki çoğu fark adaptive web sitesinin çalışmasında olur. Bu demek değildir ki tasarım farklı görünecek, fakat görünebilir de.

Adaptive, Responsive’den Nasıl Farklıdır?

Adaptive ve responsive tasarım arkasındaki fikirler benzer olsa da aynı şey değiller. Çoğu HTML ve CSS’deki farklılıklar ve bilginin kullanıcılara nasıl sunulduğu ile ilgilidir.

Huffington Post’tan Garrett Goodman’ın en basit açıklaması şöyledir:

“Responsive tasarım istemci-taraflıdır, yani tüm sayfa tarayıcıya (istemci) teslim edilir ve sonra tarayıcı penceresinin boyutlarına bağlı olarak sayfanın nasıl görüneceğini tarayıcı değiştirir.

Adaptive tasarım sunucu-taraflıdır, yani sayfa daha teslim edilmeden önce, sitenin barındırıldığı sunucu, cihazın niteliklerini algılar ve onun boyutları ve yerel özellikleri için optimize edilmiş site versiyonununu yükler.”

Yani fark kimin ağır kaldırdığı ile ilgilidir. Adaptive’de optimize edilmiş sayfayı teslim etmek için sunucu sıkı çalışıyor. Responsive’de cihaz medya sorgularını dikkatle izliyor.

AWD ve RWD arasında başka farklar da var. Kullanıcı tarafında indirilen bilgi boyutu da farklıdır. Adaptive web sitelerinin yüklenmesi biraz daha hızlıdır. Yapım aşamasında, adaptive tasarım tek bir web sitesi için birden fazla şablon kullanır. Responsive tasarım ise tek bir şablonda esnek bir çatı (framework) kullanır. Bazı tasarımcılar adaptive sitelerin yapılmasının daha kolay olduğunda hem fikirler, çünkü mevcut site üzerinde temellenebiliyorlar.

Her ikisinin de artıları ve eksileri bireysel tasarım ve geliştirim ekibi ile çok ilgilidir.

Fakat sizin kullanıcılarınız için ne en iyisi?

Bu soru en iyi front-end araştırmalarıyla cevaplanabilir.

AWD’nin Faydalarını Tartalım

Adaptive tasarıma çağıranlarla bu tip tasarım hattını kullananlar için farklı faydalar ele geliyor. (Ve onların argümanları da dikkat çekiyor.)

  1. Daha iyi performans: Web sitesinin sunulma biçiminden dolayı, kullanıcılar için daha hızlı ve etkili biçimde render’lanıyor.
  2. Esneklikte artış: Tüm siteyi etkilemeden nerede gerekiyorsa orada değişiklik yapabilirsiniz. Yani eğer bir buton iOS kullanıcıları için çalışmıyorsa, Android kullanıcıları için potansiyel olarak herhangi çalışan bir şeyi bozmadan ayarlama yapabilirsiniz.
  3. İçerik stratejisi hakkında düşünmenize yol açıyor: Web siteniz aslında her cihaza özel tasarlandığı için, işlevselliği büyük bir detayda tasarlayabiliyorsunuz. Bir şeyin nasıl çalışmasını istersiniz? Web sitenizle kullanıcıları nasıl tutmak istersiniz? Bunu kullanıcı ve cihaza tek ve eşsiz olacak bir şekilde neredeyse tamamen kişiselleştirilmiş deneyimle sağlayabilirsiniz.

Okumaya devam et

Mobil Uygulama Türleri


Aslında iOS ve Android için native uygulama geliştirme eğitimi almama rağmen gerçek bir uygulama geliştirme fırsatı bulamadım. Şimdi yine mobil uygulama konusu gündeme geldi ve bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.

Mobil uygulama türleri üçe ayrılır:

  1. Native (yerel) mobil uygulamalar
  2. Web mobil uygulamalar
  3. Hybrid mobil uygulamalar

Native uygulamalar iOS’ta Objective-C veya Swift, Android’te Java, Windows 10’da ise .NET ile geliştiriliyor. Bu uygulamalar cihaza tam erişim sağlayabiliyor ve en yüksek performansı gerçekleştirmemiz mümkün oluyor. Ayrıca bu uygulamalar App Store, Google Play ve Windows Store’dan indirilebilir oluyor.

Web uygulamaları mobil cihazdaki tarayıcı üzerinden çalışıyor ve cihaz donanımına erişemiyor. Ancak HTML5+CSS+JavaScript ile geliştirilebildiğinden daha kolay üretilebiliyor.

Hybrid uygulama ise aslında bir HTML5 framework. Web uygulamasını native uygulama gibi kullanmayı mümkün kılıyor. Peki bunu nasıl yapıyor? HTML5+CSS3+JavaScript ile geliştirdiğiniz uygulamayı örneğin Apache Cordova ya da PhoneGap ile native uygulamaya çeviriyorsunuz. Aslında HTML sayfanız bu wrapper sayesinde WebView bileşeni ile online değil cihaz üzerinde çalışıyor. Ayrıca cihazın hemen her donanımsal özelliğine erişmeye imkan sağlıyor. Hibrit uygulamalar native uygulamalar gibi App Store, Google Play, Windows Store’dan indirilebiliyorlar. Yüksek grafik işlemlerinde kullanılması performans açısından uygun olmasa da bir kere yaz her yerde çalıştır imkanı sağladığından hibrit uygulamalar tercih edilebiliyor.

Ayrıca Apache Cordova ücretsiz ve açık kaynak kodlu. Yani herhangi bir ücrete gerek olmadan, bir kaç kurulum yapıp bildiğiniz IDE’leri kullanarak geliştirmeye başlayabiliyorsunuz.